risk-degerlendirmesi-işveren-kıdem-ihbar-tazminat-işçi-

Rİsk Değerlendİrmesİ

İşverenin Risk Değerlendirmesi Yapma Yükümlülüğü

Stj. Av Güzel MUHAMMET LL.M.

 

GİRİŞ

Her işyerinin özelliklerine uygun, iş kazalarına yol açabilecek mesleki risklerin belirlenmesi ve bunların önlenmesi iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması açısından zorunludur. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda yer alan, işverene işyerinde risk değerlendirmesi yapma zorunluluğunu öngören hüküm önemli ve isabetli düzenlemelerdendir. Avrupa Birliği’nde de son zamanlarda, iş sağlığı ve güvenliği alanında, çalışma hayatındaki değişimleri ve başta psikososyal konularda olmak üzere yeni risklerin ortaya çıkması durumunu göz önünde bulunduran küresel bir yaklaşımı benimsemiş ve tüm yeni direktif ve direktif eklerine yansıtmıştır. AB direktiflerinde yer alan bu yaklaşım risk değerlendirmesi kavramı ile yakından ilgilidir.

Birçok ülke mevzuatında risk yönetimi ve risk değerlendirmesi terimlerine sıkça yer verilmekte ve risk değerlendirmesinin sistematik ve belgeleme şeklinde yapılması aranmaktadır. İşverene bir yükümlülük olarak getirilen risk değerlendirmesinin farklı tekniklerinin uygulaması ülkeler arasında hızla yayılmaktadır.

İşletme içerisinde iyi uyulanmış bir risk değerlendirmesi, güvenlik problemlerini ortadan kaldırır, işyerindeki güven hissini ve güvenliği geliştirir. Bu türde bir değerlendirmede çalışan temsilcilerinin de katılıyor olması, risk değerlendirmesinde çalışanların tecrübelerinin dâhil olmasını sağlar, analizin şeffaflığını ve alınacak sonucun verimini attırır. İşyerlerinde risklerle mücadele, yöneticiler, tasarımcılar ve güvenlik uzmanları gibi çeşitli alanlardan kişilerin katılımını gerektirir. Ancak işyerlerinde sağlık ve güvenlik konusunda ana sorumluluk işverene aittir. Sorumlulukların detayları ülkeden ülkeye farklılık gösterir, fakat genellikle işverenin sorumluluğu ilkesi geçerlidir.  Bu sorumluluğun yerine getirilmesi, işyerinde güvenliğin sağlanması için birçok durumda risk değerlendirmesi etkin bir yöntemdir.

Analiz sonuçlarının kayıtları, işyeri güvenliğinin yasalara uygun ve yeterli seviyede sağlandığını göstermek için kullanılır. Risk değerlendirme uygulamaları, işletmede daha az kaza yaşanmasına, kaza oluşumuna neden olabilecek faktörlerin sistematik olarak belirlenmesine ve yok edilmesine, tasarım sırasında sistematik analizle hataların ve problemlerin etkin şekilde belirlenmesi, bu tip problemlerin önlenmesi ve sonradan çıkacak daha büyük maliyetlerden kurtulmaya, büyük kaza ve yangınların meydana gelme olasılığının azalmasına yardımcı olurken finansal olarak daha düşük sigorta primleri ödenmesini sağlar.

Hukukumuzda, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na dayanarak yürürlüğe giren 28512 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği’nde risk değerlendirmesi usul ve esasları ondokuz madde halinde düzenlenmiştir. Çalışmamızda, risk yönetiminin bir parçası olan risk değerlendirmesi kavramını ve önemini inceledikten sonra, risk değerlendirmesinin gerçekleştirme aşamalarını ve risk değerlendirmesi yapılmadığı zaman meydana gelecek sonuçlar, küresel bağlamda ve mahkeme kararları ışığında incelenecektir.

I.Kavram ve Özellikler

A. Risk Değerlendirmesi Kavramı ve Önemi

Son dönemlerde risk ve risk yönetimi konusunda önemli çalışmalar gerçekleştirilmiş olmasına karşın, riskin kavramsal anlamı bakımından bir dil birliği sağlanamamıştır. Risk değerlendirmesi ile ilgili süreçlerin tanımlanabilmesi için öncelikle riskin kavramsal tanımı yapılmalıdır.

Risk kelimesi Fransızca kökenli bir kavram olup, ‘risque’ kelimesinden Türkçeye geçmiştir. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na göre risk, tehlikeden kaynaklanacak kayıp, yaralanma ya da başka zararlı sonuç meydana gelme ihtimalini ifade eder (İSGK m. 3/1-o).

Risk, olasılık ve belirsizlik kavramlarıyla ilintili olduğundan bu iki kavramın da tanımlanmasında yarar vardır. Olasılık, vuku bulması olası olayların toplam sayılarının, daha sübjektif olaylara karşı meydana gelme oranıdır. Olasılık kelimesi yaygın olarak iki anlamda kullanılır. Bunlardan ilki, bir inanç veya beklentiyi ifade ederken; diğeri ise, istatistikçiler tarafından yorumlanan rastlantı veya şansla meydana gelen fiziki olaylardır. Geleceğe yönelik kararlarda kullanılacak verilerin önceden kesin olarak bilinmesi mümkün değildir. Risk, bir olayın olasılık dağılımının bilindiği, belirsizlik ise, bu dağılımın bilinmediği durumlardır.

Anglosakson ülkelerinde geliştirildiği ve uygulandığı düşünülen risk değerlendirmesi yöntemi, iş sağlığı ve güvenliğinde önleyici yaklaşımın ilk adımını oluşturmaktadır. Fransız Hukukuna ilk olarak 1991 yılında girmiş, ancak 2001 yılında her işverenin belgelemesi gereken temel bir doküman şeklinde düzenlenip yaptırıma bağlanarak hayata geçirilmiştir.

Risk yönetiminin bir parçasını oluşturan risk değerlendirmesi, Avrupa Birliğinin iş sağlığı ve güvenliği alanına yaklaşımının temelini oluşturmaktadır. 89/391 sayılı Avrupa Birliğinin “Çalışanları Sağlık ve Güvenliğinin İyileştirilmesi için Alınacak Önlemlere İlişkin Direktifi”ne göre (Çerçeve Direktif m. 9/1-a) işverenler; kullanılan kimyasal maddeler veya terkipler, iş makinaları seçimi, işyerlerinin uygunluğu bakımından işçi sağlığı iş güvenliği risk değerlendirmesi yapacak; bu değerlendirme sonucunda uygulanan önlemler ve üretim metotları iş sağlığı ve iş güvenliği koruma düzeyini yükseltecek ve işletmenin tüm hiyerarşi düzenine uyum sağlaması gerekecektir.

Ülkemiz mevzuatı açısından değerlendirecek olursak, 4857 sayılı İş Kanunu’nda açıkça yer almamakla birlikte, Danıştay tarafından iptal edilen İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği’nde ve diğer Yönetmeliklerde düzenleme konusu yapılmıştır. Ancak 6331 sayılı kanuna kadar risk değerlendirmesi yaklaşımı için sağlıklı bir temel oluşturulmamıştır. 6331 sayılı İSGK’da işverenin yükümlülükleri düzenlenerek 4’üncü maddede açıkça, çalışanların iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak ve bu çerçevede risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmak zorunda olduğuna değinilmiştir (İSGK m. 4/1-c). İSGK’da, risk değerlendirmesi kavramını tanımlar başlığı altında, ‘iş yerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek tehlikelerin belirlenmesi, bu tehlikelerin riske dönüşmesine yol açan faktörler ile tehlikelerden kaynaklanan risklerin analiz edilerek derecelendirilmesi ve kontrol tedbirlerinin kararlaştırılması amacıyla yapılması gereken çalışmalar’ şeklinde tanımlamıştır (İSGK m. 3/1-ö). Aynı başlık altında tehlikenin tanımı da, ‘işyerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek, çalışanı veya işyerini etkileyebilecek zarar veya hasar verme potansiyeli’ şeklinde yapılmıştır (İSGK m. 3/1-p).

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 10’uncu maddesinde işverenin risk değerlendirmesi yapma yükümlülüğü ve risk değerlendirmesi yaparken hangi hususlara dikkat edeceği düzenlenmiş, 30’uncu maddesinde ise risk değerlendirmesinin hangi iş yerlerinde ne şekilde yapılacağı, değerlendirme yapacak kişi ve kuruluşların niteliklerinin belirlenmesi, gerekli izinlerin verilmesi ve izinlerin iptal edilmesine ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir şeklinde bir düzenleme yapılarak 29 Aralık 2012 tarih ve 28512 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin dayanağı oluşturulmuştur.

Her işyerinin özelliklerine uygun, kendine özgü mesleki risklerin belirlenmesi ve bunların önlenmesi iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması açısından zorunludur.

Modern ‘önleyici’ iş güvenliği yaklaşımın ilk ve en önemli basamağını oluşturan risk değerlendirmesinin amacı iş yerinde mevcut bulunan tehlikelerin neler olduğunun önceden tespiti, bunların gerçekleşme olasılığı ile gerçekleşirse insan sağlığı veya çalışma çevresine ne kadar zarar verebileceğinin ortaya konulmasıdır.

Bugün için dünyada kullanılan pek çok risk değerlendirme yönteminde riskin gerçekleşme olasılığı hakkında basit ve doğrusal dış değer biçme mekanizmasıyla risk limitleri hakkında ‘tahmin yürütme’ eğilimi mevcuttur. Özkılıç’a göre: “… risk değerlendirme yöntemleri uygulanırken, bilinen olasılık dağılımları veya simülasyonları ile hareket etmediğimiz takdirde, riskin gerçekleşme olasılığına ilişkin tahminimiz, bu tahmine duyduğumuz güven ve risk öncelik katsayısına dair tahminimiz sübjektif nitelikte olacaktır. Bu nedenle de işyerlerinde risk değerlendirme çalışmaları yapılırken mümkün olduğu kadar kalitatif yöntemler yerine kantitatif ya da yarı kantitatif yöntemlerin olasılık ve güvenilirlik teoremleri ile birlikte kullanılması yerinde olacaktır. Bu şekilde yapılan çalışmalar sağlam temeller üzerine oturacak ve her ne kadar tüm riskleri sıfırlamamız mümkün değilse de mümkün olduğu kadar sıfıra yakınsayacaktır”.

Risk değerlendirmesinin gerçekleştirilmiş olması; işverenin, işyerinde iş sağlığı ve güvenliği sağlanmasının yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacaktır (İSGRDY m. 5/2). İşveren, risk değerlendirmesi çalışmalarında görevlendirilen kişi veya kişilere (risk değerlendirmesi ekibine) risk değerlendirmesi ile ilgili ihtiyaç duydukları her türlü bilgi ve belgeyi temin edecektir (İSGRDY m. 5/3).

İşverenin risk değerlendirme yükümlülüğünü yerine getirmesi için işyerinin özel ya da kamu sektöründe olmasının, işyerinin girdiği tehlike sınıfının ya da iş yerinde çalışan işçi sayısının bir önemi yoktur.

B. Birden Fazla İşveren Olması Durumunda Risk Değerlendirmesi Çalışmaları

Aynı çalışma alanını birden fazla işverenin paylaşması durumunda, yürütülen işler için diğer işverenlerin yürüttüğü işlerde göz önünde bulundurularak ayrı ayrı risk değerlendirmesi gerçekleştirilir. İşverenler, risk değerlendirmesi çalışmalarını koordinasyon içinde yürütür, birbirlerini ve çalışan temsilcilerini tespit edilen riskler konusunda bilgilendirir (ISGRDY m. 14/1).

Birden fazla işyerinin bulunduğu iş merkezleri, iş hanları, sanayi bölgeleri veya siteleri gibi yerlerde, işyerlerinde ayrı ayrı gerçekleştirilen risk değerIendirmesi çalışmalarının koordinasyonu yönetim tarafından yürütülür. Yönetim; bu koordinasyonun yürütümünde, işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği yönünden diğer işyerlerini etkileyecek tehlikeler hususunda gerekli tedbirleri almaları için işverenleri uyarır. Bu uyarılara uymayan işverenleri Bakanlığa bildirir (ISGRDY m. 14/2). Kanunun 23. maddesinde ve Yönetmelikte düzenlenen bu yükümlülük öğretide farkı görüşlerin oluşmasına sebep olmuştur. Gerek’e göre; “… özellikle iş merkezleri ve iş hanlarında çeşitli büyüklüklerde ve farklılıklarda faaliyet gösteren işyerleri vardır. Yönetimler aidat toplama konusunda bile sıkıntı çekerken, iş sağlığı ve güvenliği konusunda uyarılara derhal uyulması gerçekçi görülmemektedir. Bakanlığın şikâyetleri değerlendirip ne zaman gereğini yapacağı da belirsizdir. Ayrıca yönetimlerin bazen gereksiz yere şikâyette bulunabileceği düşünülmelidir”.

C. Asıl İşveren ve Alt İşveren İlişkisinin Bulunduğu İşyerlerinde Risk Değerlendirmesi

Alt işveren ve alt işveren ilişkisinin bulunduğu işyerlerinde risk değerlendirmesinin ne şekilde ve kimler tarafından yapılacağı Yönetmelik’te açıkça düzenlenmiştir. Hükme göre; “Bir işyerinde bir veya daha fazla alt işveren bulunması halinde: Her alt işveren yürüttükleri işlerle ilgili olarak, bu Yönetmelik hükümleri uyarınca gerekli risk değerlendirmesi çalışmalarını yapar veya yaptırır. Alt işverenlerin risk değerlendirmesi çalışmaları konusunda asıl işverenin sorumluluk alanları ile ilgili ihtiyaç duydukları bilgi ve belgeler asıl işverence sağlanır. Asıl işveren, alt işverenlerce yürütülen risk değerlendirmesi çalışmalarını denetler ve bu konudaki çalışmaları koordine eder (İSGRDY m. 15/1-a,b,c). Alt işverenler hazırladıkları risk değerlendirmesinin bir nüshasını asıl işverene verir. Asıl işveren; bu risk değerlendirmesi çalışmalarını kendi çalışmasıyla bütünleştirerek, risk kontrol tedbirlerinin uygulanıp uygulanmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar (İSGRDY m. 15/2).

D. Çalışanların Bilgilendirilmesi

İşyerinde çalışanlar, çalışan temsilcileri ve başka işyerlerinden çalışmak üzere gelen çalışanlar ve bunların işverenleri; işyerinde karşılaşılabilecek sağlık ve güvenlik riskleri ile düzeltici ve önleyici tedbirler hakkında bilgilendirilecektir (İSGRDY m. 16). Başka işyerinden çalışmak üzere gelen çalışanlar kapsamında öncelikle eser sözleşmesi ile çalışan müteahhit işçileri veya kamu görevlileri bakımından geçici görevle gelenler yer alabileceği belirtilmektedir.

II.Risk Değerlendirme Ekibi

Risk değerlendirmesi, işverenin oluşturduğu bir ekip tarafından gerçekleştirilir. Risk değerlendirmesi ekibi Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasına göre; işveren veya işveren vekili, işyerinde sağlık ve güvenlik hizmetini yürüten iş güvenliği uzmanları ile işyeri hekimleri, işyerindeki çalışan temsilcileri, işyerindeki destek elemanları, işyerindeki bütün birimleri temsil edecek şekilde belirlenen ve işyerinde yürütülen çalışmalar, mevcut veya muhtemel tehlike kaynakları ile riskler konusunda bilgi sahibi çalışanlar tarafından oluşturulur. Risk değerlendirmesinin bir ekip tarafından yapılması, öğretideki önerilere de uygun ve isabetli olmuştur.  

Yönetmeliğe göre işveren, ihtiyaç duyulduğunda bu ekibe destek olmak üzere işyeri dışındaki kişi ve kuruluşlardan hizmet alabilecektir. Risk değerlendirmesi çalışmalarının koordinasyonu işveren veya işveren tarafından ekip içinden görevlendirilen bir kişi tarafından da sağlanabilir. İşveren, risk değerlendirmesi çalışmalarında görevlendirilen kişi veya kişilerin görevlerini yerine getirmeleri amacıyla araç, gereç, mekân ve zaman gibi gerekli bütün ihtiyaçlarını karşılar, görevlerini yürütmeleri sebebiyle hak ve yetkilerini kısıtlayamaz. Risk değerlendirmesi çalışmalarında görevlendirilen kişi veya kişiler işveren tarafından sağlanan bilgi ve belgeleri korumak ve gizli tutmakla yükümlüdür (İSGRDY m. 6/2,3,4,5).

Gerek Kanunda gerek Yönetmelikte risk değerlendirmesi yapacak bu kişilerin görevlerinden doğan sorumluluklarına ilişkin açık bir hüküm bulunmaması eleştirilmekte ve bu kişilerin sorumluluklarının genel hükümlere belirlenmesinin yeterli olmayacağı öne sürülmektedir.

III. Risk Değerlendirmesi Aşamaları

Avrupa Birliği mevzuat ve rehberlerinde genel olarak beş aşamalı şekilde risk değerlendirmesinin yapılmasını öngörülmektedir. Buna göre, ilk olarak risk değerlendirilir, ikinci olarak analiz edilir ve öncelikler sıralanır, üçüncü adımda uygun koruma tedbiri kararlaştırılır. Dördüncü olarak uygulamaya geçilir ve nihayet beşinci adım da dokümantasyondur.

Risk Değerlendirme Yönetmeliğine göre ise risk değerlendirmesi; tüm işyerleri için tasarım ve kuruluş aşamasından başlamak üzere tehlikeleri tanımlama, riskleri belirleme ve analiz etme, risk kontrol tedbirlerinin kararlaştırılması, dokümantasyon, yapılan çalışmaların güncellenmesi ve gerektiğinde yenileme aşamaları izlenerek gerçekleştirilir (İSGRDY m. 7/1). 89/391 sayılı Direktife Yönetmelikte de hayata geçirilmiştir. Buna göre, çalışanların risk değerlendirmesi çalışması yapılırken ihtiyaç duyulan her aşamada sürece katılarak görüşlerinin alınması sağlanır. (İSGRDY m. 7/2).

A. Tehlikenin Tanımlanması

Risk değerlendirmesi yapılacak olan işletmede öncelikle de risk yönetim prosesinin oluşturulabilmesi için, prosesin aşamalarının iyi anlaşılmış olması gerekir. Risk Yönetim Prosesinin ilk aşaması olan ‘tehlike tanımlama’ aşaması en önemli aşamadır. Tehlikeler belirlenirken kullanılan malzeme, donanım, imalatlar, iş organizasyonu gibi konular gözden geçirilmelidir. Tehlike kaynakları sistematik olarak incelenmelidir. Uyulması gereken özel kanun ve yönetmelikler mevcutsa, bunlar tehlikenin belirlenmesinde yardımcı olabilecektir.

Tehlikelere ilişkin bilgiler toplanırken aynı üretim, yöntem ve teknikleri ile üretim yapan benzer işyerlerinde meydana gelen iş kazaları ve ortaya çıkan meslek hastalıkları da değerlendirilebilir. Toplanan bilgiler ışığında iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili mevzuatta yer alan hükümler de dikkate alınarak, çalışma ortamında bulunan fiziksel, kimyasal, biyolojik, psikososyal, ergonomik ve benzeri tehlike kaynaklarından oluşan veya bunların etkileşimi sonucu ortaya çıkabilecek tehlikeler belirlenecek ve kayda alınacaktır. Çalışma ortamlarında bulunan fiziksel, kimyasal, biyolojik, psiko-sosyal, ergonomik ve benzeri tehlike kaynaklarının neden olduğu tehlikeler ile ilgili işyerinde daha önce kontrol, ölçüm, inceleme ve araştırma çalışması yapılmamış ise risk değerlendirmesi çalışmalarında kullanılmak üzere; bu tehlikelerin, nitelik ve niceliklerini ve çalışanların bunlara maruziyet seviyelerini belirlemek amacıyla gerekli bütün kontrol, ölçüm, inceleme ve araştırmalar yapılacaktır (m. 8/4).

Yönetmelikte psikososyal risklerin de ele alınması bizce yerinde olmuştur. Gerçekten, bugün iş sağlığı ve güvenliğinde psikososyal risklerin öneminin farkına varılmaya başlanılmıştır. Nitekim özellikle son yıllarda bu konu ile ilgili çalışmalar yoğunluk kazanmıştır.

B. Risklerin Belirlenmesi ve Analizi

Risk değerlendirmesinin ikinci aşaması risklerin analizidir. Burada, tespit edilmiş olan tehlikelerin her biri ayrı ayrı dikkate alınarak bu tehlikelerden kaynaklanabilecek risklerin hangi sıklıkta oluşabileceği ile bu risklerden kimlerin, nelerin, ne şekilde ve hangi şiddette zarar görebileceği belirlenir. Bu belirleme yapılırken mevcut kontrol tedbirlerinin etkisi de göz önünde bulundurulur. Toplanan bilgi ve veriler ışığında belirlenen riskler; işletmenin faaliyetine ilişkin özellikleri, işyerindeki tehlike veya risklerin nitelikleri ve işyerinin kısıtları gibi faktörler ya da ulusal veya uluslararası standartlar esas alınarak seçilen yöntemlerden biri veya birkaçı bir arada kullanılarak analiz edilir. İşyerinde birbirinden farklı işlerin yürütüldüğü bölümlerin bulunması halinde bunlar her bir bölüm için tekrarlanır. Analizin ayrı ayrı bölümler için yapılması halinde bölümlerin etkileşimleri de dikkate alınarak bir bütün olarak ele alınıp sonuçlandırılır. Analiz edilen riskler, kontrol tedbirlerine karar verilmek üzere etkilerinin büyüklüğüne ve önemlerine göre en yüksek risk seviyesine sahip olandan başlanarak sıralanır ve yazılı hale getirilir (İSGRDR m. 9).

C. Risklerin Kontrolü ve Uygulama

Risklerin kontrolünde sırasıyla belirli adımlara uyulması gerekmektedir Buna göre risk değerlendirmesi planlama ile başlayacaktır; analiz edilerek etkilerinin ve önemine göre sıralı hale getirilen risklerin kontrolü amacıyla bir planlama yapılacaktır (İSGRDY m. 10/1-a)

İkinci olarak, risk kontrol tedbirlerinin kararlaştırılması gerekir. Riskin tamamen bertaraf edilmesi, bu mümkün değil ise riskin kabul edilebilir seviyeye indirilmesi için sırasıyla, tehlike veya tehlike kaynaklarının ortadan kaldırılması, tehlikelinin, tehlikeli olmayanla veya daha az tehlikeli olanla değiştirilmesi ve riskler ile kaynağında mücadele edilmesi adımları izlenir (İSGRDY m. 10/1-b).

Üçüncü olarak, risk kontrol tedbirlerinin uygulanması aşamasına geçilir. Burada da, kararlaştırılan tedbirlerin iş ve işlem basamakları işlemi yapacak kişi ya da işyeri bölümü, sorumlu kişi ya da işyeri bölümü, başlama ve bitiş tarihi ile benzeri bilgileri içeren planlar hazırlanır. Bu planlar işverence uygulamaya konulur. Bunu uygulamaların izlenmesi adımı takip eder. Bu süreçte, hazırlanan planların uygulama adımları düzenli olarak izlenir, denetlenir ve aksayan yönler tespit edilerek gerekli düzeltici ve önleyici işlemler tamamlanır (İSGRDY m. 10/1-c,ç).

Risk kontrol adımları uygulanırken toplu korunma önlemlerine, kişisel korunma önlemlerine göre öncelik verilmesi ve uygulanacak önlemlerin yeni risklere neden olmaması sağlanır (İSGRDY m. 10/2). Önemle belirtmek gerekir ki, işyerinde gerçek anlamda iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi ve uygulanması yeterli değildir. Bunun için alınan önlemlerin uygulamadaki etkinliklerinkinin denetlenmesi ve önlemlerin uyarlanması yani değişen koşullara uygun hale getirilmesi de zorunludur. Risk için kontrol tedbirlerinin hayata geçirilmesinden sonra yeniden risk seviyesi tespiti yapılır. Yeni seviye, kabul edilebilir risk seviyesinin üzerinde ise belirttiğimiz adımlar tekrarlanır (İSGRDY m. 10/3).

D. Dokümantasyon

Risk değerlendirmesi asgari olarak; a) işyerinin unvanı, adresi ve işverenin adı, b) gerçekleştiren kişilerin isim ve unvanları ile bunlardan iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi olanların bakanlıkça verilmiş belge bilgileri, c) gerçekleştirildiği tarih ve geçerlilik tarihi, ç) risk değerlendirmesi işyerin deki farklı bölümler için ayrı ayrı yapılmışsa her birinin adi, d) belirlenen tehlike kaynakları ile tehlikeler, e) tespit edilen riskler, f) risk analizinde kullanılan yöntem veya yöntemler, g) tespit edilen risklerin önem ve öncelik sırasını da içeren analiz sonuçları, ğ) düzeltici ve önleyici kontrol tedbirleri, gerçekleştirilme tarihleri ve sonrasında tespit edilen risk seviyesini kapsayacak şekilde dokümante edilir. Risk değerlendirmesi dokümanının sayfaları numaralandırılarak; gerçekleştiren kişiler tarafından her sayfası paraflanıp son sayfası imzalanır ve işyerinde saklanır (İSGRDY m. 11).

Kabakçı'nın da isabetli olarak belirttiği gibi belgeleme ve saklama faaliyeti bunun dışında işçilerle olan güvenlik iletişimini ve işyeri düzeyinde katılımı daha kullanışlı hale getirir. Belgeleme ve saklama faaliyeti çerçevesinde işyerindeki eksiklikleri, sakatlıkları tespit eden belgeler, işyerinde işlevsel bir güvenlik iletişimi, diğer taraftan iş sağlığı ve güvenliğinin ‘işbirliği anlayışı’ temelinde yapılandırılması için vazgeçilmez bir unsurdur.

Yönetmeliğe göre, risk değerlendirmesi dokümanı elektronik ve benzeri ortamlarda hazırlanıp arşivlenebilir. Ancak soft-copy dokümanlar sonradan hileli yönlendirmeye açıktır; yine bunlar virüs gibi bilgisayar sorunları ile karşı karşıyadır. Bu nedenle, özellikle denetimler bakımından hard-copy dokümanların (imzalı) da oluşturularak işyerinde arşivlenmesini tavsiye edilmektedir

IV. Risk Değerlendirmesinin Yenilenmesi

Yapılmış olan risk değerlendirmesi; tehlike sınıfına göre çok tehlikeli, tehlikeli ve az tehlikeli işyerlerinde sırasıyla en geç iki, dört ve altı yılda bir yenilenir. Fransız Hukukunda ise ‘risk değerlendirme dokümanının’ her yıl yenilenmesi öngörülmüştür.

Yönetmeliğe göre, işyerinin taşınması veya binalarda değişiklik yapılması, işyerinde uygulanan teknoloji, kullanılan madde ve ekipmanlarda değişiklikler meydana gelmesi, üretim yönteminde değişiklikler olması, iş kazası, meslek hastalığı veya ramak kala olay meydana gelmesi, çalışma ortamına ait sınır değerlere ilişkin bir mevzuat değişikliği olması, çalışma ortamı ölçümü ve sağlık gözetim sonuçlarına göre gerekli görülmesi, işyeri dışından kaynaklanan ve işyerini etkileyebilecek yeni bir tehlikenin ortaya çıkması durumlarında ortaya çıkabilecek yeni risklerin, işyerinin tamamını veya bir bölümünü etkiliyor olması göz önünde bulundurularak risk değerlendirmesi tamamen veya kısmen yenilenmesi gerekir (İSGRDY m. 12/2). Fransız Hukukunda da benzer şekilde yeni risklerin ortaya çıkması durumunda risk değerlendirmesinin yenilenmesi öngörülmüştür. Bu risk bir güvenlik riski olabileceği gibi, bir hastalık riski (H1N1 gibi bir grip virüsü) olabilir.

V. Risk Değerlendirmesi Yöntemleri

Etkili risk değerlendirmesi tehlikelerin proaktif, sistematik ve kapsamlı bir şekilde belirlenmesi, değerlendirilmesi ve risklerin kontrol altına alınmasını gerektirir.

Risk değerlendirmesi için işletmelerin yapısı, ihtiyaçlar, faaliyet gösterdikleri sektör ve diğer ölçütlere göre geliştirilmiş birçok yöntem bulunmaktadır. Ancak genel olarak işletmenin kendi ihtiyaçlarına ve özelliklerine göre kendi yöntemini belirlemesi gerektiği ifade edilmektedir.

Detaylarda farklılık göstermekle birlikte tüm yöntemlerin özünde yukarıda değinilen aşamalar doğrultusunda önleyici yaklaşım sergilemek vardır. Bu yöntemlere örnek olarak; Ön Tehlike Analizi, Risk Matrisi, Checklist Yöntemi, Kinney Metodu, Hata Türü ve Etkileri Analizi, Hata Ağacı Analizi, Sapma Analizi vb. verilebilir.

Mevzuatımızda risk değerlendirmesi konusunda kullanılacak yöntem ile ilgili bir düzenlemeye yer verilmiş değildir. Sabuncu' ya göre; “… Ülkemizde he risk değerlendirmesinin nasıl yapılacağı konusunda yasalarda bir öneri getirilmemiş, yasalarda zorunlu hale getirilen risk değerlendirmesi olgusunun, hukuksal alanda belirsizlik taşımaması gerekmektedir”.

VI. Ramak Kala Olayların Tespiti ve Risk Değerlendirmesindeki Önemi

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun iş kazası ve meslek hastalıklarının kayıt ve bildirimi başlıklı maddesinde işveren; “iş kazalarının ve meslek hastalıklarının kaydını tutar, gerekli incelemeleri yaparak bunlar ile ilgili raporlar düzenler” ve “işyerinde meydana gelen ancak yaralanma veya ölüme neden olmadığı halde işyeri ya da iş ekipmanının zarara uğramasına yol açan veya çalışan, işyeri ya da iş ekipmanını zarara uğratma potansiyeli olan olayları inceleyerek bunlar ile ilgili raporları düzenler” denilmektedir (İSGK m. 14). Öncelikle belirtmek gerekir ki kazaların ve meslek hastalıklarının kaydının tutulması öğretideki önerilere uygun.

Burada işyerinde meydana gelen ancak yaralanma veya ölüme neden olmadığı halde işyeri ya da iş ekipmanının zarara uğramasına yol açan veya çalışan, işyeri ya da iş ekipmanını zarara uğratma potansiyeli olan olay ‘ramak kala olay’ olarak adlandırılmaktadır.

Risk Değerlendirmesi Yönetmeliğinin Tehlikenin Tanımları başlıklı 8. maddesinde tehlikeler tanımlanırken çalışma ortamı, çalışanlar ve işyerine ilişkin ilgisine göre asgari olarak aşağıda belirtilen bilgiler toplanır denilmekte ve ramak kala olay kayıtları tutulacak kayıtlar arasında sayılmaktadır. Yine aynı yönetmeliğin Risk Değerlendirmesinin Yenilenmesi başlıklı 12. maddesinde ‘yapılmış olan risk değerlendirmesi; tehlike sınıfına göre çok tehlikeli, tehlikeli ve az tehlikeli işyerlerinde en geç iki, dört ve altı yılda bir yenilenir ve aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilecek yeni risklerin, işyerinin tamamını veya bir bölümünü etkiliyor olması göz önünde bulundurularak risk değerlendirmesi tamamen veya kısmen yenilenir’ denilmekte ve belirtilen durumlar arasında ramak kala olay meydana gelmesi de sayılmaktadır.

İşyerinde meydana gelen küçük çaplı kazalardan, gelecekte meydana gelebilecek riskli durumlar tahmin edilerek gerekli önleyici tedbirler alınabilir. Literatürde Heinrich Yasası olarak bilinen ve örgütsel risk sebepleri piramidine göre her büyük kaza için 29 küçük kaza ve 300'e yakın başarısızlık bulunur. Yasadan sonuç küçük kazalar veya başarısızlıkların aslında büyük bir kaza veya riskli durumun habercisi olabileceğidir.

Olabilecek kazaları önlemenin en iyi yolu kazaya ramak kala durumlarını doğru tespit edebilmek, ucuz atlatılmış olan bu tür olaylarla ilgili düzeltici önlemler almaktır. Bu nedenle kanunda (6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu) ve Yönetmelikte (28512 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği) risk değerlendirmesi kapsamında işyerinde meydana gelen ancak yaralanma veya ölüme neden olmadığı halde işyeri ya da iş ekipmanının zarara uğramasına yol açan olaylara ilişkin kayıtların ve ramak kala olay kayıtlarının tutulması gerektiği belirtilmektedir.

Kayıtların tutulması, nedenlerin belirlenmesi, nasıl önlenebileceğinin tespit edilmesi, çalışma ortamında ya da üretim süreçlerinde bir yanlışlık olup olmadığının fark edilmesi açısından önemlidir. Bu tür durumların kayıt altına alınabilmesi amacıyla işyerlerinde ramak kala olay formları kullanılmaktadır. İş Sağlığı ve Güvenliği eğitimlerinde ramak kalanın tanımı çalışanla paylaşılmalı, gerçekleşen olayların paylaşılmasının önemi mutlaka anlatılmalıdır. Ramak kala olayların neler olduğunu anlatan kısa cümleler, durumu anlatan ilgi çekici görsel kullanılan broşür hazırlanıp iş sahalarına asılabilir, elektronik ortamlarda paylaşılabilir.

Risk Değerlendirmesinin Yapılmamasının ve Risk Değerlendirmesindeki Eksikliklerin Sonuçları

Risk değerlendirmesinin yapılmamış olması idari bir denetimde anlaşılır ise, bu durumda işverene idari para cezası uygulanacaktır. 6331 sayılı Kanunun 26/1, ç hükmüne göre, risk değerlendirmesi yapmayan veya yaptırmayan işverene üçbin Türk Lirası, aykırılığın devam ettiği her ay için dörtbinbeşyüz Türk Lirası, iş sağlığı ve güvenliği yönünden çalışma ortamına ve çalışanların bu ortamda maruz kaldığı risklerin belirlenmesine yönelik gerekli kontrol, ölçüm, inceleme ve araştırmaların yapılmasını sağlama yükümlülüklerini yerine getirmeyen işverene binbeşyüz Türk Lirası idari para cezası uygulanacaktır.

Yine risk değerlendirmesinin yapılmamış olması işverenin hukuki ve cezai sorumluluğunun belirlenmesinde de dikkate alınacaktır. Özellikle risk değerlendirmesi yapılmamasının işvereni bilinçli taksir sorumluluğuna dahi götürebileceği ifade edilmektedir.

 İşveren risk değerlendirmesi yapmalı ve bunlara karşı her türlü tedbiri almalıdır. Ancak aynı zamanda bu tedbirlerin işlerliğini de işverenin sağlaması gerekir. Eğer bunu gereği gibi yerine getirmez veya zamanında yerine getirmez ise kusurlu kabul edilecektir. Fransız Yargıtay’ı Ceza Dairesi, risk değerlendirmeni yapmayan veya gereği gibi yapmayan işvereni sorumlu tutmuştur. 

Risk değerlendirmesinin yapılmamasından veya yapılmasındaki eksikliklerden kimin sorumlu olacağı tartışma konusudur. Gerçekten, sanılanın aksine, risk değerlendirmesi yapmak iş güvenliği uzmanının değil, işverenin yükümlülüğüdür. İşveren de bunu sadece iş güvenliği uzmanı değil, yukarıda da incelendiği üzere bir ekiple yerine getirir. Ancak bu ekibe yol gösterecek ve teknik açıdan en önemli desteği verecek olan kişinin iş güvenliği uzmanı olduğu da bir gerçektir. Nitekim bu konuda teknik elemanları sorumluluklarının öğretide de altı çizilmekte, hatta bunun yasal planda güçlendirilmesi ve netleştirilmesi gerektiği de ifade edilmektedir. Akın' a göre, “Dürüstlük kuralı gereği kendinden beklenen özeni göstermeyen teknik elemanın risk değerlendirmesindeki kusurundan işverene ve zarar görenlere karşı da şahsen sorumlu olacağı mutlaka yönetmeliğe eklenmelidir Yönetmeliğe konacak bu gibi hükümlerin tarafları sorumlu davranmaya yargı önüne gelen uyuşmazlıklarda mahkemelerin değerlendirme yapabilmesini kolaylaştıracağı ve ilgililere hak ettiklerinden fazla sorumluluk yüklenmesini engelleyeceği unutulmamalıdır”.

 

SONUÇ

İş sağlığı ve güvenliğinde oldukça önemli bir yere sahip olan risk değerlendirmesinin uluslararası platformda da iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarında detaylı düzenlemeleri mevcuttur. 4857 sayılı İş Kanunu’nda yer verilmemiş olmasına rağmen İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda değinilmiş ve İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği’nde tüm ayrıntıları düzenlenmiştir.

Oldukça kapsamlı olan İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği, risk değerlendirmesini dört aşamada gerçekleşeceğini düzenlenmiştir. Bu aşamalar; tehlikenin tanımlanması, riskin belirlenmesi ve analizi, risk kontrolü ve uygulama ve dokümantasyon aşamalarıdır.  

Risk Yönetim Prosesinin ilk aşaması olan ‘tehlike tanımlama’ aşaması en önemli aşamadır. Tehlikeler belirlenirken kullanılan malzeme, donanım, imalatlar, iş organizasyonu gibi konular gözden geçirilmelidir. Tehlike kaynakları sistematik olarak incelenmelidir. Çalışma ortamlarında bulunan fiziksel, kimyasal, biyolojik, psiko-sosyal, ergonomik ve benzeri tehlike kaynaklarının neden olduğu tehlikeler ile ilgili işyerinde daha önce kontrol, ölçüm, inceleme ve araştırma çalışması yapılmamış ise risk değerlendirmesi çalışmalarında kullanılmak üzere; bu tehlikelerin, nitelik ve niceliklerini ve çalışanların bunlara maruziyet seviyelerini belirlemek amacıyla gerekli bütün kontrol, ölçüm, inceleme ve araştırmalar yapılacaktır.

Risk değerlendirmesinin ikinci aşaması risklerin analizidir. Burada, tespit edilmiş olan tehlikelerin her biri ayrı ayrı dikkate alınarak bu tehlikelerden kaynaklanabilecek risklerin hangi sıklıkta oluşabileceği ile bu risklerden kimlerin, nelerin, ne şekilde ve hangi şiddette zarar görebileceği belirlenir. Bu belirleme yapılırken mevcut kontrol tedbirlerinin etkisi de göz önünde bulundurulur. Toplanan bilgi ve veriler ışığında belirlenen riskler; işletmenin faaliyetine ilişkin özellikleri, işyerindeki tehlike veya risklerin nitelikleri ve işyerinin kısıtları gibi faktörler ya da ulusal veya uluslararası standartlar esas alınarak seçilen yöntemlerden biri veya birkaçı bir arada kullanılarak analiz edilir. İşyerinde birbirinden farklı işlerin yürütüldüğü bölümlerin bulunması halinde bunlar her bir bölüm için tekrarlanır. Analizin ayrı ayrı bölümler için yapılması halinde bölümlerin etkileşimleri de dikkate alınarak bir bütün olarak ele alınıp sonuçlandırılır. Analiz edilen riskler, kontrol tedbirlerine karar verilmek üzere etkilerinin büyüklüğüne ve önemlerine göre en yüksek risk seviyesine sahip olandan başlanarak sıralanır ve yazılı hale getirilir.

Risk kontrol adımları uygulanırken toplu korunma önlemlerine, kişisel korunma önlemlerine göre öncelik verilmesi ve uygulanacak önlemlerin yeni risklere neden olmaması sağlanır. Önemle belirtmek gerekir ki, işyerinde gerçek anlamda iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi ve uygulanması yeterli değildir. Bunun için alınan önlemlerin uygulamadaki etkinliklerinkinin denetlenmesi ve önlemlerin uyarlanması yani değişen koşullara uygun hale getirilmesi de zorunludur. Risk için kontrol tedbirlerinin hayata geçirilmesinden sonra yeniden risk seviyesi tespiti yapılır. Yeni seviye, kabul edilebilir risk seviyesinin üzerinde ise belirttiğimiz adımlar tekrarlanır. Daha sonra risk değerlendirmesi uygulamasının dokümantasyon aşaması gelir. Risk değerlendirmesi sonucunda elde edilen bilgilerin ve uygulanan önlemlerin ne şekilde dokümante edileceği Yönetmelik hükmünde düzenlenmiştir.

Yapılmış olan risk değerlendirmesi; tehlike sınıfına göre çok tehlikeli, tehlikeli ve az tehlikeli işyerlerinde sırasıyla en geç iki, dört ve altı yılda bir yenilenir.



YASAL YARDIMA İHTİYACINIZ VAR İSE,
BİZİMLE İLETİŞİME GEÇEBİLİRSİNİZ

İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
Avukata Sor